TORİNO

TORİNO GEZİ REHBERİ

İtalya’nın kuzeyinde, Alpler’in eteklerinde yer alan Torino (Turin), barok mimarisi, geniş bulvarları, katedralleri ve sanayi kimliğiyle ülkenin en özel şehirlerinden biridir.
Milano’ya trenle sadece bir saat uzaklıkta bulunan şehir, “Kuzey İtalya rotası”nın en aristokrat durağı olarak öne çıkar.

1861’de kurulan Birleşik İtalya Krallığı’nın ilk başkenti olan Torino, hem tarihsel hem kültürel anlamda Roma’dan sonraki en önemli İtalyan şehirlerinden biridir.

FIAT’ın doğduğu şehir olan Torino, İtalyan otomotiv endüstrisinin merkezidir. Ayrıca Juventus ve Torino futbol kulüpleriyle spor kültürü çok güçlüdür.


Torino Künyesi

  • Ülke: İtalya
  • Para Birimi: Euro (€)
  • Resmi Dil: İtalyanca
  • Türkiye’den Uçuş Süresi: ~3 saat (aktarmalı uçuşlar daha yaygın)
  • Türklere Vize Durumu: Schengen vizesi gerekli
  • En İyi Ziyaret Zamanı: İlkbahar (Nisan–Haziran) ve sonbahar (Eylül–Ekim)
  • Saat Farkı: -1 (Türkiye’ye göre 1 saat geri)

Şehre Ulaşım

Türkiye’den Torino’ya direkt uçuş sınırlıdır. En pratik yöntem, Milano’ya uçup (3 saat) oradan trenle (~1 saat) Torino’ya geçmektir.

Torino Caselle Havalimanı şehir merkezine 16 km uzaklıktadır. Tren, otobüs ve taksi ile ulaşım mümkündür.


Şehir İçi Ulaşım

Torino’da metro (tek hat), tramvay ve otobüs ağı gelişmiştir. Şehir merkezi yürüyerek gezmek için de uygundur. Bisiklet kiralama sistemi de mevcuttur.


İlginç Notlar

  • Torino Kefeni (Shroud of Turin), Hz. İsa’nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığına inanılan kutsal bezdir. Torino Katedrali’nde özel koşullarda saklanır.
  • Şehir, 2006 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmıştır.
  • Torino, FIAT otomotiv markasının doğum yeridir; şehirde otomotiv müzesi bulunmaktadır.
  • Barok mimarisiyle ünlüdür; geniş meydanları ve katedralleriyle İtalya’nın aristokrat havasını yansıtır.

1- Monte dei Cappuccini Kilisesi

2- Gran Madre di Dio Diocesi Kilisesi ve Vittorio Emanuele I Köprüsü

3- Carignano Sarayı

4- San Carlo Meydanı

5- Frejus Tüneli Anıtı

Torino’da Tadabileceğiniz Lezzetler


1- Monte dei Cappuccini Kilisesi

1583 yılında inşasına başlanan kilise, 1656 yılında resmen kutsanmıştır. Başlangıçta mimar Giacomo Soldati tarafından yapılan planlar, zamanla mimari üslupların etkisiyle gelişmiş; Ascanio Vitozzi projenin yönünü değiştirerek Grek haçı planlı bir düzenleme ve dokuzgen tamburla biten kurşun kubbe gibi özellikleri eklemiştir.

Tepedeki konumuyla Monte dei Cappuccini, Torino’nun savunma hattı üzerinde tarihi bir rol oynamıştır. Antik çağlarda Roma dönemine kadar izleri vardır; küçük bir tapınak, ardından orta çağda savunma kulesi ve garnizon yerleşimleri bu tepede bulunuyordu. Templarların burayı kullandığı dönemler, Savoy Hanedanı’nın burayı farklı amaçlarla güçlendirdiği zamanlar gibi pek çok dönemden iz taşır.

Monte dei Cappuccini Kilisesi, tarihi boyunca pek çok zorlukla karşılaşmıştır: veba salgınları inşaatı yavaşlatmış, bölgenin askeri ve stratejik önemi yüzünden kuşatmalar yaşanmış, Napolyon dönemi gibi monastır düzenlemelerinin baskı altında olduğu zamanlar olmuş, hatta II. Dünya Savaşı sırasında bombalamalardan zarar görmüştür.

Haftanın her günü 07:00 ile 19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Girişler ücretsizdir.


2- Gran Madre di Dio Diocesi Kilisesi ve Vittorio Emanuele I Köprüsü

Gran Madre di Dio Kilisesi, 1814 yılında Napolyon işgalinden sonra tahta dönen Vittorio Emanuele I’in şehre dönüşünü kutlamak amacıyla inşa edilmiştir. 1818’de temeli atılan kilise, yaklaşık on yıl süren bir çalışmanın ardından 1831’de tamamlanmıştır. Mimar Ferdinando Bonsignore tarafından tasarlanan yapı, Roma’daki Pantheon’dan esinlenmiştir. Dış cephesindeki devasa sütunlar ve üçgen alınlık, klasik tapınak formunu yansıtırken, tepedeki kubbesi Torino’nun siluetinde hemen fark edilir.

Kilisenin girişinde “Dini ve Krala şükran olarak” (ORDO POPULUSQUE TAURINUS OB ADVENTUM REGIS) yazılı Latince kitabe, yapının inşa nedenini açıkça belirtir. Ayrıca merdivenlerin iki yanında duran inancı ve erdemi simgeleyen heykeller, kilisenin sembolik değerini artırır.

Bazı rivayetlere göre kilise, Torino’nun ünlü ezoterik mirasının da bir parçasıdır; “Kutsal Kase”nin burada saklı olabileceğine dair söylentiler, yapıya mistik bir hava katmıştır.

Kilisenin hemen önünde uzanan Vittorio Emanuele I Köprüsü ise Po Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlar. 1807-1810 yılları arasında Napolyon döneminde inşa edilen köprü, başlangıçta “Ponte Napoleonico” olarak adlandırılmıştır. Ancak Napolyon’un düşüşünden sonra köprünün adı, tahta yeniden çıkan Vittorio Emanuele I onuruna değiştirilmiştir. Taş kemerleri, simetrik düzeni ve zarif yapısıyla Torino’nun en güzel köprülerinden biridir.


3- Carignano Sarayı

Saray, 1679-1685 yılları arasında ünlü barok mimar Guarino Guarini tarafından Savoy Hanedanı’ndan Prens Emanuele Filiberto di Carignano için inşa edilmiştir. Guarini’nin tasarımı özellikle sarayın kıvrımlı tuğla cephesiyle benzersizdir.

Carignano Sarayı, sadece mimari açıdan değil, tarihsel açıdan da büyük önem taşır. İtalya’nın ilk kralı olan II. Vittorio Emanuele burada doğmuştur. Ayrıca 19. yüzyılda İtalya’nın birleşme sürecinde (Risorgimento) önemli bir merkez haline gelmiştir. 1848’de kurulan Sardinya Krallığı Parlamentosu bir süre bu sarayda toplanmış, bu nedenle Carignano Sarayı modern İtalya’nın siyasi doğuşuna tanıklık eden yapılardan biri olmuştur.

Müzeye girişler ücretli olup, pazartesi hariç her gün 10:00 ile 18:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Ancak son giriş saatinin 17:30 olduğunu unutmayın.

🇮🇹 Kuzey İtalya Rotasında Devam Et

Torino’yu gezdikten sonra rotanı genişlet:


4- San Carlo Meydanı

Meydanın tarihi 17. yüzyıla uzanır. 1638’de inşa edilmeye başlanan San Carlo Meydanı, dönemin şehir planlamasında düzenli ve simetrik yapısıyla öne çıkmıştır. Meydan, adını şehrin koruyucu azizlerinden San Carlo Borromeo’dan alır. Başlangıçta “Piazza Reale” olarak bilinen meydan, aristokratların, soyluların ve kentin üst tabakasının buluşma noktası olmuştur.

Meydan, yüzyıllar boyunca Torino’nun sosyal hayatının kalbi olmuştur. Özellikle çevresindeki ünlü kafeler –Caffe San Carlo ve Caffe Torino– şehrin entelektüel yaşamına yön vermiştir. Sanatçılar, yazarlar, siyasetçiler ve aristokratlar burada buluşarak fikir alışverişinde bulunmuş, bu mekanlar Torino’nun kültürel belleğinin ayrılmaz parçaları haline gelmiştir.

San Carlo Meydanı’nın en dikkat çekici yapılarından biri, güney ucunda karşılıklı duran ikiz kiliselerdir: Santa Cristina ve San Carlo Borromeo. Bu iki kilise, Roma’daki Piazza del Popolo’daki ikiz kiliselere benzetilir ve meydanın görsel simetrisini mükemmel şekilde tamamlar. Meydanın ortasında ise 1838’de dikilen, I. Emanuele Filiberto’nun at üzerindeki bronz heykeli bulunur. Bu heykel, Torino’nun askeri tarihine ve Savoy Hanedanı’nın gücüne bir saygı duruşudur.


5- Frejus Tüneli Anıtı

Alplerde bulunan en eski tünellerden biri olan Frejus tünelinin yapımına ithafen bu heykel yapılmıştır. Tünel kazısından çıkan taş ve kaya parçalarıyla inşa edilmiştir. Aklın, kaba kuvvete karşı kazandığının da bir simgesidir

Tepesinde ise Lucifer’ın heykeli bulunmaktadır.

Torino, İtalya’nın aristokrat geçmişiyle modern yaşamın mükemmel dengesini kuran şehirlerden biridir.
Kuzey İtalya rotanı tamamlamak için Milano’dan başlayıp Roma’ya kadar uzanan bu tarihi hattı keşfet — çünkü İtalya, her adımda başka bir çağ anlatır.


Torino’da Tadabileceğiniz Lezzetler


3 Yorumlar

  1. […] TORİNO […]

  2. […] TORİNO […]

  3. Melih Eren Genç says:

    Yav ne güzel yermiş bu Torino.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar Hakkında

6 Mayıs 2000 tarihinde Ankara’da doğan Anıl, ilkokulu burada ve ortaokulu Manisa’da bitirir. Lise öğrenimi için İzmir’in şirin bir ilçesi olan Ödemiş’e yatılı okumaya gider. Sonrasında İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi makina mühendisliğini kazanır ve bu sefer orada yatılı okumaya başlar. Şu anda da Gebze’de yaşamak ve çalışmaktadır. Hikayeden de anlaşılacağı üzere gezme ve keşif merağı küçük yaşlarda başlar ve büyüyerek gider.

@zamananil