TOKYO

TOKYO GEZİ REHBERİ

Japonya’nın başkenti Tokyo, dünyanın en kalabalık ve en hareketli metropollerinden biridir. Geleneksel tapınakların modern gökdelenlerle yan yana bulunduğu bu şehir, teknolojisi, kültürü ve düzeniyle ziyaretçilerini büyüler. Edo döneminde küçük bir balıkçı köyüyken 19. yüzyılda imparatorluk başkenti olan Tokyo, kısa sürede dünyanın en gelişmiş şehirlerinden biri haline gelmiştir.

Bugün Tokyo, Shibuya’daki ünlü yaya geçidi, elektronik dünyasının merkezi Akihabara, tarihi Asakusa Tapınağı ve sakura zamanı parklarıyla hem geleneksel hem modern Japonya’yı en iyi yansıtan şehirlerden biridir. Ayrıca Türkler için özel bir detay da var: 1890’da Japonya’ya giden Osmanlı fırkateyni Ertuğrul’un batışı sonrası kurulan dostluk ilişkileri, Tokyo’da hala hatırlanır ve iki ülke arasında önemli bir bağ olarak anılır.

Tokyo, Japonya’yı keşfetmeye başlamak için en ideal duraktır. Buradan JR hattıyla kısa sürede Kyoto Gezi Rehberi yönüne geçebilir, geleneksel Japon kültürünün kalbine doğru yolculuğa devam edebilirsin.

Japonya’ya gelmeden önce Japonya Faydalı Bilgiler yazıma göz atmanızı öneririm.


Tokyo Künyesi

  • Ülke: Japonya
  • Para Birimi: Japon Yeni (¥)
  • Resmi Dil: Japonca
  • Türkiye’den Uçuş Süresi: ~12–13 saat (direkt uçuş)
  • Türklere Vize Durumu: Vizesiz (90 güne kadar kalış serbest)
  • En İyi Ziyaret Zamanı: Nisan (sakura dönemi) ve Ekim – Kasım (sonbahar)
  • Saat Farkı: +6 (Türkiye’ye göre)

Şehre Ulaşım

Türkiye’den Tokyo’ya direkt uçuşlar mevcut. Türk Hava Yolları İstanbul’dan Narita ve Haneda havalimanlarına direkt seferler düzenliyor. Ortalama uçuş süresi 12–13 saat. Ayrıca Emirates, Qatar Airways ve Miat Mongolian gibi firmalarla aktarmalı uçuş seçenekleri de bulunuyor.

Narita Havalimanı şehir merkezine yaklaşık 60 km, Haneda ise 20 km uzaklıkta.


Şehir İçi Ulaşım

Tokyo dünyanın en gelişmiş toplu taşıma sistemlerinden birine sahiptir. Metro ve tren hatları şehrin her noktasına ulaşır. JR Yamanote hattı, turistik bölgeleri kapsayan dairesel tren hattı olarak en çok kullanılanlardan biridir. Taksi fiyatları yüksek olduğundan genellikle metro ve trenleri tercih edilebilir. Ayrıca Suica veya Pasmo veya JrPass kartlarıyla toplu taşımada kolayca seyahat edilebilir.

Eğer Haneda Havalimanı’na geldiyseniz çok rahat bir şekilde Tokyo Monorail veya Keikyu Airport Line trenleri ile istediğiniz yere gelebilirsiniz. Eğer JR Pass aldıysanız önce burada bulunan ofisten aktif edip sonra trene binebilirsiniz.

-Narita Havalimanı’na geldiyseniz burası biraz merkezden uzak ama Japonya’da ulaşım konusunda probleminiz yok. Yine aynı şekilde JR Pass aldıysanız burada bulunan ofisten aktif ettikten sonra Keisei Line ile merkeze gelebilirsiniz. Ancak Narita Express hattı ile direkt gelmek isterseniz öncesinde yine JR ofisinden koltuk rezervasyonu yapmalısınız.


İlginç Notlar

  • Tokyo’daki Shibuya Yaya Geçidi dünyanın en kalabalık kavşağıdır; bir yeşil ışıkta binlerce kişi aynı anda karşıya geçebilir.
  • Şehirde otomatik satış makineleri (vending machine) neredeyse her sokak başında bulunur ve sadece içecek değil, kitap, çiçek ve şemsiye bile satılır.
  • Tokyo metrosunda telefonla konuşmak hoş karşılanmaz, sessiz bir ortam tercih edilir.
  • Japonya’da sigara içmek bazı sokaklarda yasaktır, özel sigara içme alanları bulunur.

Gitmeden önce genel Japonya rehberini okumak için tıklayın.

1- Shinjuku Bölgesi

2- Shimbashi Bölgesi

3- Ginza Bölgesi

4- Senso-ji Tapınağı ve Asakusa

5- Tsukiji Outer Market (Balık Pazarı)

6- Zojo-ji Tapınağı

7- Akihabara Bölgesi

8- Takeshita Street

9- Shibuya Meydanı

10- Sakura-zaka Hill

11- teamLab Planets Tokyo

12- Konsept Mekan: Cafe Capyba

13- Konsept Mekan: 2D Cafe

Tokyo Sokaklarından Kareler

Tokyo’da Tadabileceğiniz Lezzetler


1- Shinjuku Bölgesi

Tokyo’nun en canlı, en kozmopolit ve belki de en karakteristik bölgelerinden biri olan Shinjuku, modern hayatın, eğlencenin ve dinamizmin kesintisiz aktığı bir merkez gibidir. Devasa gökdelenler, ışıl ışıl neon tabelalar, her köşe başında değişen bir kültür katmanı ve aralıksız akan bir insan seli. Shinjuku, Tokyo’nun kalbinin attığı yerlerden biridir.

Shinjuku’nun ikonik ve eğlenceli detaylarından biri de Godzilla’dır. Kabukicho bölgesinde, Hotel Gracery Shinjuku’nun üst katlarında devasa bir Godzilla başı yükselir. Bu dev yaratığın kafası otelin terasından dışarı uzanır ve çevredeki binaların üzerinden sanki şehre göz kulak oluyormuş gibi görünür.

Godzilla, Japon pop kültürünün en önemli figürlerinden biri olarak 1954 yılında doğmuş ve zamanla dünya çapında bir ikon haline gelmiştir. Shinjuku’daki bu heykel, Godzilla’nın Tokyo’yu yok ettiği filmlerine adeta saygı duruşu niteliğindedir. Belirli saatlerde Godzilla’nın gözlerinden ışıklar saçarak ve kükreyerek canlandığı küçük gösteriler düzenlenir.

Bölge, sadece bir ulaşım merkezi olmakla kalmaz, aynı zamanda alışverişin, gece hayatının, teknolojinin ve hatta doğanın bile bir arada yaşadığı bir Tokyo vitrini sunar. Dünyanın en işlek tren istasyonu olan Shinjuku İstasyonu, her gün milyonlarca kişiyi ağırlar. Buradan şehrin neredeyse her yerine kolayca ulaşım sağlanırken, istasyonun çevresi adeta dev bir şehir merkezi gibi kendi başına yaşar.


2- Shimbashi Bölgesi

Tokyo’nun merkezinde, modern gökdelenlerin, hareketli iş dünyasının ve samimi izakaya kültürünün kesişim noktası olan Shimbashi, şehrin gerçek ruhunu deneyimlemek isteyenler için vazgeçilmez bir duraktır. Burası, Tokyo’nun beyaz yakalı çalışanlarının iş çıkışı buluştuğu, samimi restoranlar ve küçük barlarla dolu sokakların labirent gibi yayıldığı canlı bir bölgedir.

Shimbashi, tarihi açıdan da önemli bir yere sahiptir. Japonya’nın ilk demiryolu hattı olan Tokyo-Yokohama tren hattının başlangıç istasyonu 1872 yılında burada açılmıştır. Bu yüzden Shimbashi, Japon demiryolu taşımacılığının doğduğu yer olarak anılır. Bugün Shimbashi İstasyonu, hem bu tarihi mirası taşıyan bir simge hem de Tokyo’nun en işlek ulaşım merkezlerinden biridir.

Shimbashi’nin enerjik sokaklarında gezinirken gözden kaçırmanız imkansız olan bir başka unsur da paçinko salonlarıdır. Rengarenk ışıkları, gürültülü müzikleri ve içeriden gelen sürekli metalik tıkırtılar, Shimbashi’nin sokaklarını süsleyen ve Tokyo’nun gündelik hayatının farklı bir yüzünü gösteren önemli bir parçasıdır.

Paçinko, Japonya’da son derece popüler bir oyun türüdür ve görünüşte bir çeşit dikey pinball makinesi gibi çalışır. Oyuncular, küçük çelik bilyeleri makinelerin içine fırlatır ve bu bilyelerin doğru deliklere düşmesini sağlamaya çalışır. Başarı durumunda daha fazla bilye kazanılır ve bu bilyeler daha sonra ödüllerle değiştirilebilir.


3- Ginza Bölgesi

Ginza’nın kökeni, 1600‘lü yıllara, Tokugawa dönemi Japonya’sına kadar uzanır. Bölge adını, burada kurulan gümüş darphanesinden (“gin” Japonca’da “gümüş” demektir) almıştır. O günden bu yana Ginza, ticaretin ve lüks tüketimin merkezi olma geleneğini sürdürmüştür. Bugün, dünyanın en ünlü markalarının amiral mağazaları, en şık restoranlar ve etkileyici sanat galerileri, bu sokaklarda yan yana sıralanır.

Hafta sonları Ginza’nın ana caddesi olan Chuo Dori, araç trafiğine kapatılarak tamamen yayalara açılır. Bu saatlerde cadde bir festival havasına bürünür. Yerliler ve turistler, özgürce caddede dolaşır, kafelerde oturur ve güneşin altında alışverişin ve sokak sanatçılarının tadını çıkarır.


4- Senso-ji Tapınağı ve Asakusa

Senso-ji Tapınağı, MS 645 yılında tamamlanmış ve yüzyıllar boyunca Tokyo halkı için bir inanç ve kültür merkezi olmuştur. Tapınağın merkezinde, Kannon (Merhamet Tanrıçası) heykelinin saklandığına inanılır. Efsaneye göre iki balıkçı kardeş, Sumida Nehri’nde ağlarına takılan küçük bir heykel bulmuş ve köyün reisi de buraya bir tapınak inşa ettirmiştir. Bu mütevazı başlangıç, bugün Tokyo’nun en çok ziyaret edilen ve en görkemli tapınağına dönüşmüştür.

Senso-ji Tapınağı’na giden yol, Kaminarimon yani “Şimşek Kapısı” ile başlar. Burası devasa kırmızı feneriyle Tokyo’nun en ünlü simgelerinden biridir. Fenerin altından geçerken insanlar dilek tutar; kapının sağ ve sol tarafında, rüzgar ve gök gürültüsü tanrılarını temsil eden dev heykeller nöbet tutar gibi durur.

Kaminarimon’dan geçtikten sonra Nakamise Dori sizi karşılar. Bu yaklaşık 250 metre uzunluğundaki cadde, renkli dükkanlar ve sokak satıcılarıyla doludur. Burada kimono, yelpaze, geleneksel tatlılar, ahşap oyuncaklar ve hediyelik eşyalar gibi pek çok şey bulabilirsiniz.

Nakamise’yi geçtikten sonra karşınıza Hozomon Kapısı çıkar. Bu kapı, hem tapınağın kutsal eşyalarını korur hem de Senso-ji’nin ana avlusuna giriş kapısıdır. Burada büyük tütsü kazanları bulunur; insanlar tütsü dumanını üzerlerine sürerek şifa ve uğur dilerler.

Tapınağın ana binasına geldiğinizde, iç mekandaki altın süslemeler ve ince detaylı sanat eserleri büyüleyici bir atmosfer yaratır. Ziyaretçiler burada dua eder, geleneksel şekilde omikuji (fal kağıtları) çeker ve iyi şans çıkarsa yanında götürür, kötü şans çıkar ise oraya bırakırlar.

Akşam saatlerinde Asakusa başka bir güzelliğe bürünür. Tapınak alanı nazikçe aydınlatılır, sokaklar biraz daha sessizleşir, ama yine de mistik bir canlılık sürer. Özellikle Kaminarimon’un dev feneri gece ışıklarında büyüleyici bir siluete dönüşür.


5- Tsukiji Outer Market (Balık Pazarı)

Burası, Japon mutfağının kalbinin attığı yerlerden biri. Geleneksel balıkçılar, sokak lezzetleri, küçük restoranlar ve mutfak gereçleriyle dolu dar sokaklar, Tokyo’nun hem gözü hem de midesi doyuran bir yüzünü gözler önüne serer.

Tsukiji denince çoğu kişinin aklına, yıllar boyunca dünyanın en büyük toptan balık pazarı olan eski Tsukiji iç pazarı gelir. Bu toptancı bölümü 2018 yılında Toyosu’ya taşındı, ancak Tsukiji’nin dış pazarı (Outer Market) hala yerli yerinde, yaşayan bir mutfak sahnesi olarak varlığını sürdürüyor.

Sokakta yürürken bir anda elinize tutuşturulan ızgara deniztarağı, yumuşacık tamagoyaki (tatlı yumurta ruloları), taze yapılmış sushi tabakları, ızgara ahtapot şişleri ve sıcak miso çorbası ile kendinizi bir açık hava ziyafetinde bulabilirsiniz.

Ayrıca, Japon mutfağının inceliklerine meraklı olanlar için profesyonel şeflerin alışveriş yaptığı özel malzeme dükkanları, ustalıkla yapılmış Japon bıçakları, hatta geleneksel seramik tabak ve kase dükkanları da pazarda bulunur.


6- Zojo-ji Tapınağı

Şehrin merkezinde, Tokyo Tower’ın gölgesinde yer almasına rağmen kendi görkemini asla kaybetmeyen bu Budist tapınak, hem tarihi hem de sembolik anlamda Tokyo’nun en özel duraklarından biridir.

Zojo-ji, Jodo Shu (Saf Toprak Mezhebi) Budizminin Tokyo’daki merkezi olarak 14. yüzyılda kurulmuş, ancak bugünkü yeri olan Minato bölgesine 1598 yılında taşınmıştır. Tapınak, özellikle Tokugawa ailesiyle olan yakın ilişkisiyle tarihi bir önem taşır. Tokugawa şogunlarının birçoğunun mezarları buradadır.

Tapınağın ön kapısı olan Sangedatsumon, 1622’den beri ayakta duran orijinal yapılardan biridir ve Tokyo’da nadir rastlanan bu denli eski ahşap mimarilerdendir. Bu dev kapı, hem üç dünyevi arzudan kurtuluşu (sange-datsu) hem de zamansız bir geçişi temsil eder.

Zojo-ji Tapınağı’nın en çarpıcı yanlarından biri ise hemen arkasında Tokyo Tower’ın yükselmesidir. Bu iki yapı arasındaki kontrast, Tokyo’nun ruhunu mükemmel şekilde özetler: Bir yanda köklü gelenek, diğer yanda modernliğin simgesi.

Zojo-ji’nin etkileyici detaylarından biri de bahçesinde sıralanmış binlerce Jizo heykelidir. Bu küçük taş heykeller, henüz doğmamış veya erken yaşta hayatını kaybetmiş çocukların koruyucusu olan Jizo Boddhisattva’yı temsil eder. Her biri boncuk tespihler, renkli şapkalar veya dönen yel değirmenleriyle süslenmiş olan bu heykeller, hem iç burkan hem de derin bir umut taşıyan görüntüleriyle oldukça etkileyicidir.


7- Akihabara Bölgesi

Tokyo’nun en kendine özgü, en renkli ve en çılgın bölgelerinden biri olan Akihabara, hem teknoloji tutkunlarının hem de anime-manga hayranlarının göz bebeği. Burası sıradan bir alışveriş bölgesinden çok daha fazlası: elektronik mağazalarının, retro oyun dükkanlarının, cosplayli garsonların hizmet ettiği maid cafelerin, neon ışıkların ve otaku kültürünün bir arada yaşadığı bambaşka bir evren.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Japonya’nın elektronik pazarının yükselişiyle ün kazanan Akihabara, zamanla bilgisayar bileşenleri, radyo parçaları ve ev aletlerinin satıldığı bir merkez haline geldi. Ancak 90’lı yıllardan itibaren anime, manga ve video oyun kültürünün patlamasıyla birlikte bu bölge, elektronik donanımın yanında Japon pop kültürünün kalbi olarak da anılmaya başladı.

Akihabara’ya adım attığınız anda bir anda farklı bir dünyaya geçmiş gibi olursunuz. Devasa animasyon karakterlerinin billboardlara işlendiği binalar, yüksek sesle anime müzikleri çalan mağazalar, kostümlü karakterlerin caddelerde dolaştığı sokaklar sizi kendinize çeker.


8- Takeshita Street

Yaklaşık 400 metrelik dar bir sokaktan oluşan Takeshita Street, sabahın erken saatlerinden itibaren yerli ve yabancı ziyaretçilerle dolup taşar. Vintage kıyafet mağazaları, kostüm dükkanları, aksesuar butikleri, ve sıra dışı tasarım ürünleri ile sokak adeta bir podyuma dönüşür.

Kısacası, Takeshita Street bir Tokyo klasiğidir ama sıradan bir alışveriş caddesi değildir. Burası, gençliğin, yaratıcılığın ve sokak kültürünün Tokyo’da nasıl renkli bir patlamaya dönüştüğünü gösteren, enerjisiyle insanı sarhoş eden bir yerdir.


9- Shibuya Meydanı

Tokyo’yu tek bir karede tanımlamak isteseydik, o görüntü büyük ihtimalle Shibuya Meydanı’nda aynı anda dört bir yandan yürüyen binlerce insanın kesiştiği o ikonik yaya geçidi olurdu. Shibuya Scramble Crossing, sadece bir kavşak değil; şehir hayatının, hızın, kalabalığın ve düzenin simgesi haline gelmiş durumda,

Geçidin hemen yanında yer alan Hachiko Heykeli, duygusal bir Tokyo simgesidir. Sadakatiyle ünlenmiş olan Hachiko adlı köpek, yıllarca her gün sahibini bu istasyonda beklemiş ve zamanla Japon halkının kalbinde yer edinmiştir. Bugün bu heykel, hem yerel halk için buluşma noktasıdır hem de turistler için hatıra fotoğrafı çekmeden geçilmeyen bir duraktır.

Günün neredeyse her saatinde kalabalık olan bu meydan, özellikle akşam saatlerinde neon ışıkların parıltısıyla büyüleyici bir görünüme bürünür. Reklam panoları, dev ekranlar, müzik sesleri ve ışıklar, insanı adeta bir teknoloji karnavalının içine çeker. Aynı anda yüzlerce kişinin yollarının kesiştiği bu geçit, ilk bakışta kaotik görünse de Japonya’ya özgü bir düzen ve uyum barındırır.

Shibuya Meydanı yalnızca geçit değil, çevresindeki yaşamla da başlı başına bir deneyim alanıdır. Meydanın hemen kenarında yer alan Shibuya İstasyonu, Tokyo’nun en yoğun aktarma noktalarından biridir. İstasyondan çıktığınız anda sizi karşılayan kalabalık, zaten bu meydanın Tokyo’nun en canlı bölgelerinden biri olduğunun işaretini verir.

Meydanın etrafındaki alışveriş merkezleri ve caddeler de Shibuya’nın enerjisini tamamlar. Rengarenk butikler, sıra dışı Japon sokak modası ürünleri ve yüksek enerjili atmosferiyle Tokyo’nun moda nabzını burada tutabilirsiniz.

Ayrıca meydanı yukarıdan izlemek isteyenler için çevrede Shibuya Sky gibi modern gözlem noktaları veya kafeler de bulunur.


10- Sakura-zaka Hill

Sakura Zaka Hill, özellikle bahar aylarında, yani sakura mevsimi geldiğinde büyüleyici bir güzelliğe bürünür. Kiraz ağaçları yol boyunca adeta bir tünel gibi uzanır ve Nisan ayının başlarında pembe beyaz çiçeklerle patlayan bu ağaçlar, sokakta yürüyenleri adeta bir rüyaya taşır.

Bu tepe, Shibuya Meydanı’na yürüyerek 10 dk uzaklıkta. Ancak bu kadar merkezi bir noktada olmasına rağmen, sessizliği ve zarafetiyle öne çıkar. Büyük alışveriş caddelerinden, neon tabelalardan ya da kalabalık kavşaklardan uzak, daha çok yerel halkın yürüyüş yaptığı, sakin bir geçiş noktasıdır.

Ziyaret etmek isteyenler için konum.


11- teamLab Planets Tokyo

Odaiba bölgesine yakın Toyosu semtinde yer alan bu dijital sanat müzesi, klasik müzecilik anlayışını tamamen altüst eden, ziyaretçisini sanatın içine fiziksel olarak çeken sürükleyici interaktif bir deneyim sunar.

teamLab Planets, “vücudunuzu sanatın içine bırakın” temasıyla inşa edilmiş bir yer. Burada ziyaretçi sadece sanat eserlerine bakmaz; onlarla temas kurar, içinden geçer, suda yürür, ışıkla oynar ve zamanın nasıl geçtiğini unutacak kadar derin bir duyusal deneyime kapılır.

Müze; ışık, su, yansımalar, aynalar, sis ve etkileşimli projeksiyonlar gibi teknolojik ögeleri kullanarak, insanın mekanla ve kendisiyle olan ilişkisini yeniden sorgulatan bölümlerden oluşur. Her bir oda, adeta başka bir gezegen gibidir.

Öne çıkan bölümlerden biri olan “Infinite Crystal Universe”, aynalarla kaplı bir mekanda sizi binlerce ışıkla çevreler. Sanki galaksiler arasında süzülüyormuş hissi verir. Dokunduğunuz ışıklar hareket eder, değişir ve ortam sizin varlığınıza tepki verir.

En dikkat çekici deneyimlerden biri de çıplak ayakla, dizlerinize kadar suda yürüdüğünüz dev yansıtmalı havuzlardır. Suyun içindeki görüntüler, dalgalar, balıklar ya da çiçekler sizin hareketinize tepki verir. Bu deneyim hem eğlenceli hem de fiziksel olarak meditatiftir.

Bir diğer etkileyici alan “Floating in the Falling Universe of Flowers” odasıdır. Tüm duvarlar, tavan ve yer dahil olmak üzere hareketli çiçek projeksiyonlarıyla kaplıdır. Çiçekler açar, solar, yeniden doğar. Hareket ettikçe etrafınızdaki desenler değişir; sanki doğanın zaman döngüsünde yer alıyormuşsunuz gibi hissedersiniz.

Bu deneyimi tamamlayan detaylardan biri de müzenin çevresi ve bahçesidir. Özellikle “Moss Garden of Resonating Microcosms” gibi açık hava bölümlerinde, gün ışığına ya da gece ışıklarına göre değişen sanatsal objeler bulunur.

Eğer Tokyo’da farklı, unutulmaz ve sıra dışı bir şey yapmak istiyorsanız, birkaç saatliğine gerçeklikten sıyrılmak ve kendinizi sanatın içine bırakmak için teamLab Planets mutlaka görülmeli.
Buradan ayrılırken üzerinizde kalan şey sadece renk değil; hareket, ışık, huzur ve hayranlık olacaktır.

Gitmeden biletinizi online olarak almanızı öneririm. Seçtiğiniz saatten yaklaşık 20 dk önce orada bulunmanız yeterli. Ziyaret saatleri 09:00 ile 22:00 arasındadır. Girişte bulunan emanet dolaplarına eşyalarınızı bırakıp, ayakkabı ve çoraplarınızı çıkarttıktan sonra devam edeceğinizi unutmayın.


12- Konsept Mekan: Cafe Capyba

Tokyo’nun en sevimli duraklarından biri olan Capyba Cafe, ziyaretçilerine dünyanın en büyük kemirgeni olan kapibaralar eşliğinde keyifli bir kahve deneyimi sunuyor. Sakin ve dost canlısı kapibaralarla zaman geçirebilir, onları besleyebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz. Sıcak içecekler ve tatlıların servis edildiği mekan, alternatif kafe deneyimi olarak görülebilir.

Girişler için öncesinden rezervasyon gerekli. Mekan çok dar olduğu için küçük gruplar halinde ziyaretçi kabul ediliyor. Giriş ücreti verilmesi gerekiyor ve içerdeyken en az bir içecek almanız gerekli. Ayrıca yine ücret karşılığında kapibaraları beslemek için sebze alabilirsiniz. Rezervasyon linkini buradan bulabilirsiniz.


13- Konsept Mekan: 2D Cafe

Tokyo’nun eşsiz kafe kültürünü yansıtan en sıra dışı yerlerden biri olan 2D Cafe, adeta bir çizgi romanın içine adım atmışsınız hissi yaratıyor. Siyah beyaz çizgilerle dekore edilen iç mekan, mobilyalar dahil her detayıyla iki boyutlu bir illüzyon sunarak ziyaretçilerine görsel bir şaşkınlık yaşatıyor. Minimalist ama çarpıcı tasarıma sahip bu kafe, aynı zamanda lezzetli içecekler ve tatlı seçenekleriyle de dikkat çekiyor. Tokyo’da sanat ve kahvenin iç içe geçtiği bu deneyimi yaşamak için 2D Cafe kesinlikle listenizde olmalı.

Giriş için rezervasyon gerekmeyen bu kafeyi, haftanın her günü 11:00 ile 22:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.


Tokyo Sokaklarından Kareler


Tokyo’da Tadabileceğiniz Lezzetler


Tokyo gezini tamamladıktan sonra, Japonya’nın tarih dolu tarafına yönelmek istersen rotanı Kyoto Gezi Rehberi yönüne çevirebilirsin. Kyoto’dan kısa bir tren yolculuğuyla Nara Gezi Rehberi ve ardından Osaka Gezi Rehberi şehirlerine geçebilir, serinin sonunda Hiroşima Gezi Rehberi ile Japonya turunu tamamlayabilirsin.

2 Yorumlar

  1. […] TOKYO […]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar Hakkında

6 Mayıs 2000 tarihinde Ankara’da doğan Anıl, ilkokulu burada ve ortaokulu Manisa’da bitirir. Lise öğrenimi için İzmir’in şirin bir ilçesi olan Ödemiş’e yatılı okumaya gider. Sonrasında İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi makina mühendisliğini kazanır ve bu sefer orada yatılı okumaya başlar. Şu anda da Gebze’de yaşamak ve çalışmaktadır. Hikayeden de anlaşılacağı üzere gezme ve keşif merağı küçük yaşlarda başlar ve büyüyerek gider.

@zamananil